ANASAYFA
HABER VİDEO
KALEMMEDYA
FOTO GALERİ
HABERLER
KÜNYE
  GÜNDEM      POLİTİKA      DÜNYA      EKONOMİ      EĞİTİM      SAĞLIK      RÖPORTAJ      YAŞAM      CİNE/MAGAZİN      SANAT      KİTAP      MUTFAK      SPOR   
 
Ana Sayfa > RÖPORTAJ

"MÜZİK EVRENSEL DEĞİLDİR"
08 Haziran 2018
Bu haber 1510 kez okundu
Orhan Karakaş'la Haberli Röportajlara konuk olan ünlü sanatçı Selahattin Alpay:
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%
Orhan Karakaş'la Haberli Röportajlara konuk olan ünlü sanatçı Selahattin Alpay, müzik dünyası, Unkapanı'nın dünü ve bugünü, gazino kültürü, halk müziğinin dünya müziğindeki yeri, sanatçıların taklit edilmesi, sanatçılar arasındaki rekabet ortamı, evlilik programları, teknolojinin müzik dünyasına etkisi, çevirdiği sinema filmleri ve hayat hikayesi hakkında önemli açıklama ve değerlendirmelerde bulundu. Kalem Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Orhan Karakaş'ı İstanbul Aksaray'daki ofisinde kabul eden ünlü türkücü, müzik dünyasının kendisi açısından büyük önem arz ettiğini ifade ederek "Yeniden dünyaya gelsem yeniden müzik kulvarını seçerdim" dedi. Alpay, müzik dünyasındaki adımlarını, Malatya Halkevi'ndeki çalışmalarıyla ilerlettiğinin altını çizerek, ilk gazino deneyimine ise Ankara'da Başkent Gazinosu'nda başladığını belirtti. Ünlü türkücü, gazino kültürünün tekrar yaşatılması gerektiğinin altını çizerek, günümüzde gazinoların yerine türkülerin okunduğu yerlere türkübar denilmesine üzüldüğünü belirterek "Şimdi bakınız, bugün sanatçıların sahne aldıkları yere Türkübar deniliyor. O bar kelimesi çok çirkindir. Türküevi deyiniz, Türkü Gazinosu deyiniz. Bar kelimesi rahatsız ediyor" dedi. Müzik yaşamında kendisine ait derlemelerin önem arz ettiğine dikkat ünlü türkücü Alpay, " Derlemelerimin benim için elbette ayrı bir yeri vardır. Örneğin "Malatya Malatya bulunmaz eşin" "Ahlatın başındayım" "Özleyeceğim" başlıca birkaç tanesidir. "Özleyeceğim" kasetim 1 milyon 50 bin adet sattı. Evvelden 150 bin adet sattığınız zaman Unkapanı'nın da başınız öne eğiliyordu. Şimdi tabi bitti kaset veya cd satışları" dedi. Türkülerin örf, adet, gelenek ve göreneklerin temsili olduğunu söyleyen ünlü türkücü Alpay, " Bizi biz yapan türkülerimizdir. Bakınız dünya savaşlarına, örf, adet, görenek ve geleneklerini kendi içerisinde saklayan insanlar başarılı olmuşlardır" dedi. Ünlü türkücü Alpay müziğin evrensel olmadığını da ifade ederek " Müzik evrensel değildir. O evrensel diyen insanlar kendi müziğini size empoze etmek için öyle diyorlar" dedi. Ünlü türkücü Unkapanı'nın tekrar yaşatılmasından yana olduğunu da belirterek " Elbette bizim için bir okul olan Unkapanı'nın tekrar yaşatılmasından yanayım. Burası bir kültür kaynağıdır. Geçmişte ki bazı şirketler kendine ayağına sıktı. Adamın sesi yok soluğu yok, gel kardeşim sen neymişsin deyip, getir bu kadar parayı sana kaset yapayım, sana CD yapayım dediler. Böyle gitti" sözlerini ekledi. Karakaş'ın soruları ışığında dikkat çekici açıklamalarda bulunan ünlü türkücü Alpay, fazla teknolojinin müzik dünyasını olumsuz etkilediğini vurgulayarak "Fazla medeniyet insan aleyhinedir. Yani fazla teknoloji diyelim. Yaradan İnşallah bugünleri aratmaz. Çünkü bakıyorsun bardak şurada duruyor, insanlar eğilip onu almaya dahi üşeniyorlar" dedi. Ünlü türkücü Selahattin Alpay Karakaş'ın soruları ışığında şunları söyledi:
KARAKAŞ: SELAHATTİN ALPAY KİMDİR?
1956 Yılı Malatya doğumluyum. İlkokul ve ortaokulu Malatya'da okudum. Bir ara Malatya halk evindeydim. Mehmet yumrutepe hocamız halk müziğini yönetiyordu. İlyas Salman Kenan Işık ise o dönem tiyatro bölümüne geliyorlardı. Yüksel Özkasap ve ben ise halk müziği bölümüne geliyorduk. Çok yarışmacı arkadaşlarımız vardı. İçlerinden sıyrılanlardan naçizane işte biz de olduk. Derken askerlik geldi. Askerliği de bando bölümünde yaptım. Notayı orada öğrendim. Ama temeli Mehmet Yumrutepe hocamızdan aldık. Askerden geldikten sonra bir bankada çalışmaya başladım. 4 yıl akşam Ticaret Lisesi'ne gittim. 1975 yılında Ankara Radyosu'nun açmış olduğu imtihanı kazandım. O arada hem bankada çalışıyorum hem de radyoya gidip geliyorum. 45'lik 9 tane albüm yaptım bu süreç içerisinde. 1982 yılında Ankara'da başkent gazinosunda profesyonel olarak ilk defa sahneye çıktım. O günden bugüne 27 tane kaset yaptım. Ayrıca 10 tane de sinema filmi çevirdim. Sahne hayatımda 4 kez yılın sanatçısı seçildim. 1 kez Müzik Magazin Dergisi'nin Ömür Boyu Ödülü'nü aldım. 1996 yılında üniversiteler arası gençlerin tercihi ile yılın sanatçısı seçildim. Bu benim için bir onurdur. Bu benim sahne hayatımda çok çok ayrıcalıklı olmuştur. Radyodan sonra Kültür Bakanlığı'na geçtim. Devlet sanatçısıyım. İlk defa sizinle paylaşıyorum yakında TRT Türk'te müzik programına başlayacağım. Turizmle uğraşıyorum. İstanbul Aksaray'da 3 yıldızlı bir otelimiz var. İki kızım bir oğlum var. Büyük kızım İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda çalışıyor. Diğer kızım otele bakıyor. Ve oğlum Birbey ise atıcılık spor alanında uğraş vermektedir. Türkiye ve Balkan dereceleri vardır. Dünya sıralamasında yeri var. Dedesine çekmiş tabiî ki bunu da söyleyeyim. Hayat devam ediyor. Allah'a çok şükür iyi ki de müziğin içerisinde olmuşum. Bir daha dünyaya gelsem yine aynı şekilde kendimi müziğin içerisine atarım. Başka bir kulvar seçmem.
KARAKAŞ: İSTANBUL'A NE ZAMAN AYAK BASTINIZ?
Ona bakarsanız ancak ben milattan önce diyeyim. Çok yıllar evvel İstanbul'a gidip geliyordum. Ama dediğim gibi 19811982 yıllarında Ankara'da çalışıyordum. O yıllarda İstanbul'a tam anlamıyla yerleşmeye başladım.
KARAKAŞ: İLK ÇIKARTTINIZ KASET HANGİSİDİR? KİMLERLE ÇALIŞTINIZ?
"Emo suya gider eli boş gelir" benim ilk 45'lik kasetimdir. İlk 45'lik kasetimi yaptığım zaman Orhan abi gelip çalmıştı. Sonra benim patronum oldu. "örenli Gelin" kasetini de ona yaptırmıştım. Daha sonra birçok playerlerimiz orada çıktı. Yapmış olduğumuz playerlerdeki saza bakınız; Orhan Gencebay, Arif Sağ, Mehmet Erenler, Yavuz Tok, Nida tüfekçi, Yavuz Taner, Osman Bayşük, yok yoktu yani…
KARAKAŞ: ESKİDEN STÜDYO ÇALIŞMALARI NASILDI? BUGÜNLE BİR KARŞILAŞTIRMA YAPAR MISINIZ?
Evet, o günler elbette ki bugünlerle karşılaştırıldığında arada zorluklar ve imkânsızlıklar açısından çok fark ortaya çıkar. O günlerde işte benim sesim bugün bozuk, bilmem ney, diye bir şey söz konusu olmazdı. Kayda girdiğin zaman okuyacaksın. Ve okuyamazsan, bir kere daha denerler, tekrar okuyamazsan o gün iptal edilirdi. Şimdi öyle değil, teknoloji ilerlemiş ve birçok kez tekrarlama imkânı olabiliyor. Ayrıca sazın karşısında canlı canlı okumanız daha farklıydı. Dediğim gibi şimdi ise teknoloji icat oldu mertlik bozuldu misali gidiyor.
KARAKAŞ: İLK SAHNE ALDIĞINIZ GAZİNO HANGİSİYDİ? AYRICA GAZİNO KÜLTÜRÜ, GAZİNO HAYATI O DÖNEMLER NASILDI? BUGÜN BAKTIĞIMIZDA, O GÜNLERİN, GAZİNO KÜLTÜRÜNÜN ORTADAN KAYBOLMASINA ÜZÜLÜYOR MUSUNUZ? AYRICA İLK GAZİNOYA ÇIKTIĞINIZDA OKUDUĞUNUZ İLK TÜRKÜ HANGİSİYDİ?
Yarama tuz bastınız Orhan Bey. Benim ilk olarak sahne aldığım gazino Ankara'da Başkent Gazinosu'dur. Sonra İstanbul'da Çakıl Gazinosu'nda sahne aldım.
Şimdi bakınız, bugün sanatçıların sahne aldıkları yere Türkübar deniliyor. O bar kelimesi çok çirkindir. Türküevi deyiniz, Türkü Gazinosu deyiniz. Bar kelimesi rahatsız ediyor.
Mesela şimdi erkek veya kadın sanatçı arkadaşlar sahneye çıkıyorlar. 4 saat 5 saat sahnede kalıyorlar, ne zamana kadar sabah saatlerine kadar. Ya arkadaş bal börekle yenilmez, 4-5 saat bir insan türkü söyleyebilir mi? Gazino programı saat 8.30'da başlar bir fasıldır, solistleri çıkar en geç saat 1 de biter. Çıktığınız zaman sizin programınız 45 dakika veya bir saattir. Geçmişte böyleydi ve bir ölçüsü vardı. Yine şimdi bakıyorsunuz sahneye çıkan arkadaşlarımız kot pantolonlar giymişler. Yakaları paçaları açık, efendime söyleyeyim alkolünü de koyuyor masaya, parmağında da sigarası, "abi bir emrin mi var" diyen dinleyiciler. Allah aşkına sanat böyle mi icra edilir. Bizim zamanımız da gazinoları bir okul olarak da görürdük bizler. Diyelim sanatçı sahneye çıktı, dinlemeye gelenler hemen çatalı bıçağı bırakırlardı. İyi hatırlıyorum rahmetli Zeki Müren sahne aldığında çatal bıçak kaldırılırdı. Kim sahne almışsa dinlemeye gayret edilirdi. Değişmeyelim diyorum. Ve toplum olarak da halk müziğini suyun gerçek pınarından dinleyelim. Dinleyelim ki bu kültürümüz ne demiş, örflerimizi, geleneklerimizi nasıl anlatmış öğrenelim. Öğrenelim ki halk müziğimiz çok uzun yıllar yaşasın. Unutmayalım ki geleceğimiz halk müziğinin içerisindedir.
Benim hocamın nişanı vardı ve okuduğum türkü ise "Aman aman çiçeğim, Sen doldur ben içeyim" idi. Bir taraftan hocamın nişanı vardı bir taraftan da imtihan oluyorsunuz.
KARAKAŞ: 27 KASETİNİZ VAR. MÜZİK HAYATINIZDA SİZİN İÇİN AYRI YERİ OLAN PARÇALARINIZ VAR MI? HANGİLERİDİR? SATIŞLARI SİZİN TATMİN ETTİ Mİ?
Tabi ki var. Derlemelerimin benim için elbette ayrı bir yeri vardır. Örneğin "Malatya Malatya bulunmaz eşin" "Ahlatın başındayım" "Özleyeceğim" başlıca birkaç tanesidir. "Özleyeceğim" kasetim 1 milyon 50 bin adet sattı. "Çakmak çakmaya geldim" yaklaşık olarak 700 bin adet sattı. Evvelden 150 bin adet sattığınız zaman Unkapanı'nın da başınız öne eğiliyordu. Şimdi tabi bitti kaset veya cd satışları.
KARAKAŞ: DİJİTAL ORTAMDA HAZIRLANAN ALBÜMLERLE ESKİNİN O İMKANSIZLIKLAR İÇERİSİNDE HAZIRLANAN ALBÜMLERİ SİZ SANATÇILAR AÇISINDAN AYNI TADI VERİYOR MU?
Kesinlikle kıyaslama yapılırsa arada çok fark vardır. Eskiden canlı canlı sazlar, ekipler eşliğinde kasetler hazırlanırdı. Tadı lezzeti çok farklıydı. Ama bugün bakıyorsunuz her şey dijital olmuş. Dijital ortamlarda hazırlanan kasetlerle, eskiden kıt imkânlarla özellikle canlı canlı hazırlanan kasetler arasında çok fark vardır. Yani diyebilirim ki aynı zevki vermesi mümkün değildir.
KARAKAŞ: SELAHATTİN BEY SESİNİZ, YILLAR ÖNCESİNİN SESİ. BİR DEĞİŞİM YOK. TÜRKÜ OKURKEN AYNI DİNLETİYİ VERİYORSUNUZ. SESİNİZİ NASIL KORUYORSUNUZ? DERLER YA NE İÇİYORSUNUZ NE YİYORSUNUZ?
Yaşam biçimiyle biraz ilgilidir. Ruhunuz önemlidir. Yeme ve içmeye çok dikkat ederim. Her şeyi kıvamında almaya özen gösteririm. Fazla yemem. Zannederler ki meyve tabağı ikramdır. Aslında tam tersi zehirdir. Derler ki turunçgilleri sabahları kendin için ye, öğlen dostlarınla ye akşam da düşmana ikram et. Dikkat etmek lazımdır. Mesela 34 gün etli bir şey yemem.
Hayatımda hiçbir zaman kindarlık yapmadım. 3 kişi hariç. Kin duymuyorum ama Allah'a havale etmişim. Uzağa gitmemize gerek yok, bunlar en yakınlarımızdan olanlardır.
KARAKAŞ: TÜRKÜLERİMİZİN HALKIMIZ İÇİN ANLAMI NEDİR? TÜRKÜLERİMİZ, ÖRF, GÖRENEK VE GELENEKLERİMİZİN TEMSİLİ MİDİRLER?
Bizi biz yapan türkülerimizdir. Bakınız dünya savaşlarına, örf, adet, görenek ve geleneklerini kendi içerisinde saklayan insanlar başarılı olmuşlardır. Bizim ne zaman ki aile içinde tabaklar bölündü, işte oğlan hanımını aldı gitti veya kardeşler arasında ne zaman bölünmeler başlandı, işte bugün geldiğimiz nokta budur. Dolayısıyla geleneklerimizi korumalıyız. Türkülerimizi yaşatmalıyız. Türkülerimizi, geleneklerimizden, geleneklerimizi de türkülerimizden ayırt edemezsiniz.
KARAKAŞ: GAZİNO KÜLTÜRÜNÜN ZİRVEDE OLDUĞU YILLARDA, SANATÇILAR OLARAK ARANIZDA NASIL BİR REKABET VARDI? KİMLER VARDI?
O yıllarda elbette ki yarış çok güzeldi. Yarışta kimler vardı; İzzet Altınmeşe, Selahattin Alpay, İbrahim Tatlıses, Belkıs Akkale, Nuray Hafiftaş, Bedri Ayseli… Tabii ki de tatlı bir yarış vardı.
Bizler çok değişik insanlardan dersler aldık. Yeri geldiği zaman Arif Sağ'ın sazını taşımışımdır ve şerefle de taşırım. Musa abi bana 5,5 sene saz çalmıştır. Şimdi arkadaş, arkada vokal yapıyor kendisini farklı yerlerde görüyor. Bu şimdi olmadan oldum demektir.
KARAKAŞ: ŞİMDİKİ KUŞAK İLE SİZİN KUŞAK ARASINDA NASIL BİR FARK GÖRÜYORSUNUZ?
Bizim jenerasyonumuz halk müziğine çok büyük katkılar sağlamıştır. Ben böyle düşünüyorum. Hepimizin katkısı olmuştur halk müziğine ama bugün maalesef diyeceğim, benim her zaman bir felsefem vardır o da şudur; yolda bulunan parayla, milli piyangodan çıkan paranın kimse kıymetini bilmez. Biz bu işin hamallığı gerçekten şerefle taşıdık.
Şimdi imkânlar çoğaldı. Yazılı ve görsel medya çoğaldı. Teknoloji ilerliyor. Biraz para veren varsa sanatta adım olsun olmasın program yapıyor.
KARAKAŞ: GEÇMİŞİ ÖZLÜYOR MUSUNUZ?
Tabii ki özlüyorum. Hele rahmani şeyleri daha çok özlüyorum. Şimdi bakınız maksimde okuyorum, bu anlattığım milattan önce değil, 1520 sene evvel ki bir mesele, rahmetlik Erol Simavi ve rahmetli Fahrettin Aslan önde beni dinliyorlar. Yeniyim orada ve yarışma var. Ve onların karşısında okumak kolay değil. Programdan sonra bana dediler ki Fahrettin Bey sizi çağırıyorlar. Gittim buyurunuz dedim, kaldı ki Fahrettin bey bir masa da olsa yevmiyenizi alırsınız. Kardeşim dedi niye sazlarına dikkat etmiyorsun, 24 tane saz var 4 tane vokal var toplam 28 kişi. Ben de paradan vazgeçmişim kendimi göstermeye çalışıyorum. Dedim efendim ben arkadaşlara bakıyorum, dikkat ediyorum. Hayır dedi. Peki efendim sorun nedir dedim. Kardeşim dedi adam siyah elbisenin altına lacivert çorap giymiş. Yaa, görüyor musunuz. Ama şimdi adam sahneye kot pantolonla çıkıyor. Diyorum ki bu tür insanlara; sen sanatçısın. Senin halktan bir ayrıcalığın olmalı. Bunu üstünlük manasında söylemiyorum. Giyiminle, oturmanla, halka saygınla, sahnede sanatçı kimliğini göstereceksin. 
KARAKAŞ: "MÜZİK EVRENSELDİR" DERLER. BU GÖRÜŞE KATILIYOR MUSUNUZ? HALK MÜZİĞİMİZİ DÜNYA MÜZİĞİNİN İÇERİSİNDE NEREYE KOYUYORSUNUZ?
Hayır, efendim müzik evrensel değildir. O evrensel diyen insanlar kendi müziğini size empoze etmek için öyle diyorlar. Bu görüşe katılmıyorum. Ülkemizdeki her vilayetin kendine göre bir folkloru vardır. Gelenekleri vardır, kültürü vardır. Türkiye'de böyledir. Japonya'da da böyledir. Orada da halk müziği vardır. Efendime söyleyeyim İngiltere'nin de kendine göre halk müziği vardır. Dinlemek zorunda mısın, icap ederse dinlersin. Ama ben şuna inanıyorum ki bu ispat da edilmiştir, ülkemizin halk müziği dünya müzikleri içerisinde bir numaradır. Çünkü Avrupa'nın müziğine baktığımız da hepsi 2-4'lük 4-4'lük 3-4'lük ritimleri var. Onun dışında ritimleri yoktur. Peki, bir gelin Arguvan'a, 2-4'lük, 4-4'lük, 5-8'lik, 9-8'lik varda var ritimler. Böyle bir zenginlik olamaz.
Şimdi "Benim sadık yârim kara topraktır" sözü, dünyada böyle bir söz var mıdır? Yoksa yakalarsam bilmem ney… böyle bir şey olur mu?
KARAKAŞ: SANATÇI KEŞFEDİLİR Mİ? DOĞUŞTAN GELEN BİR YETENEK MİDİR?
Bir kere sanatçı doğuştan olur. Siz beş tane konservatuarı bitirmiş olabilirsiniz. Ancak ruh olmadıktan sonra mümkün değildir. Ayrıca yöreleri bilmek lazımdır. Doğuştan olursunuz, akademisyen boyutunu da işlersiniz.
KARAKAŞ: SİZİ VEYA DİĞER SANATÇI DOSTLARINIZI TAKLİT ETMELERİNDEN RAHATSIZLIK DUYUYOR MUSUNUZ?
Bizim jenerasyonun üstüne ses gelmedi. Ama bugün okuyanlar içerisinde benzer sesler var. Benim de taklidimi yapanlar var. Rahatsız olmam ve tam tersi şeref duyarım. Fakat bilinmelidir ki taklit her zaman bitmeye, gitmeye mahkûmdur. Aslı varsa, taklidin ne önemi olur.
KARAKAŞ: TÜRKÜ OKUYAN SANATÇILARIN, ANADOLU'YU TANIMALARI, YÖRELERİ BİLMELERİ ŞART MIDIR?
Çok güzel bir soru Orhan kardeşim. Şahsen benim adım atmadığım yöre kalmadı. Her tarafı gezdim. Tanımayla çalıştım. Yörelerin türkülerini öğrenmeye çalıştım. Herkes kendi bölgesini daha iyi bilir. Mesela ben kalkıp da bir Karadenizli sanatçı kadar Karadeniz türkülerini okuyamam. Bir Adıyaman türküsünü, bir Adıyamanlı sanatçı kadar okuyamam. Birinci de olmasa da ikinci kıtada mutlaka bir noksanlık ortaya çıkar. Ama Malatya yöresi türküleri de bir Adıyamanlı sanatçı benim kadar iyi okuyamaz.
KARAKAŞ: GEÇMİŞTEN GELEN SANATÇILARA DİYEYİM YÂDA SİZİN DÖNEMİN SANATÇILARINA BAKTIĞIMIZDA, ALANLARINDA DAHA KALICI OLDUKLARINI GÖREBİLİYORUZ. BUNU NEYE BAĞLIYOR SUNUZ?
Şimdi ben hangi kulvarda koşuyorum. Tabi ki Halk Müziği kulvarında koşuyorum. Diğer dalları yadırgamıyorum ama özellikle halk müziği dalındaysanız, kalıcılığınız o kadar da uzun sürüyor. Orhan bey sanatçı insan kendisini yükseklerde görmeyecektir. Halkına tepeden bakmayacaktır. Ben oldum demeyecektir. Bu söylediklerimi ben hiçbir zaman içimden atmadım. Bunu kaybettiğiniz zaman zaten bitersiniz. 3 adım ileriye gittiğinizde 2 adım da geriye bakmıyorsanız, batmaya bitmeye mahkûmsunuzdur.
KARAKAŞ: MÜZİK DÜNYASI DENİLİNCE UNKAPANI AKLA GELİR. UNKAPANI ŞİMDİLERDE HAYALET GÖRÜNÜMÜNDEDİR. EN SON NE ZAMAN UNKAPANI'NA GİTTİNİZ? UNKAPANI'NIN ESKİ GÜNLERDEKİ GİBİ TEKRAR MÜZİK DÜNYASI İÇİN YAŞATILMASINDAN TARAFMISINIZ?
Elbette bizim için bir okul olan Unkapanı'nın tekrar yaşatılmasından yanayım. Burası bir kültür kaynağıdır. Geçmişte ki bazı şirketler kendine ayağına sıktı. Adamın sesi yok soluğu yok, gel kardeşim sen neymişsin deyip, getir bu kadar parayı sana kaset yapayım, sana CD yapayım dediler. Böyle gitti. İyi hatırlıyorum, Avusturya'dan bir bayan gelmişti, paraysa para dedi, ben de başımdan atmak için 25 sene öncesinin parasıyla 25 milyar TL istedim. Bayan o zaman Pazartesi günü paranız hazır dedi bana. Hemen o gün Annesine ulaştım ve annesine durumu anlattım. Annesi evet dedi kızım bankadan kredi çekecek size o parayı verecek dedi. Ben de kızınızdan ne kasaba olur ne köy olur diyerek sakın para mara göndermeyin dedim. Ve annesi bana "Allah senden razı olsun" dedi. Bir ara Kurtkapanı olarak da adı çıktı bu piyasanın. Ama iyi niyetli helalinden çalışan çok şirket vardı. Halen bu tür şirketler vardır ve saygı duyuyorum. Keşke o eski günleri tekrar olsa Unkapanı'nın derim.
KARAKAŞ: SANAT, SAHNE, TÜRKÜ DÜNYASINDA NEDEN KISKANÇLIK BOYUTUNA VARAN DERECEDE BİR REKABET VARDIR? SİZİN KISKANDIĞINIZ BİRİLERİ VAR MI? MAGAZİN PROGRAMLARINA BAKIŞ AÇINIZ NEDİR?
Sen kendinden eminsen kıskanmazsınız. Bu her dalda böyledir. Başarı sadece kıskanılır. Ben sadece birini kıskandım. Hangi anlamda diyorum, neden onun gibi o ruhu taşıyamadım. Bu bahsettiğim şahsiyet rahmetli Kazancı Bedih'tir. Dizinin dibinde çok oturdum, kendisinden aldığım dersler de çoktur.
Magazin programlarına bakınız, birbirlerine laf yetiştirenler, birbirlerinin türkü veya şarkı okumalarına bir şey demiyorlar. Ya peki nedir, o neden mavi giydi, o neden şuraya gitti gibi boş şeylerden gündemi meşgul etmektedirler. Bunun kavgasını veriyorlar. Üzüldüm tek şey adam mesela menajerlik yapmıştır, şimdi bakıyorum oynuyor veya şarkı okuyor.
KARAKAŞ: EVLİLİK PROGRAMLARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Evlilik programları aklıma geldikçe tiksiniyorum. Ülkemde böyle bir şey olmasından utanıyorum. Kutsal bir sorumluluk arz eden evlilik, magazinsel hale getirilmemelidir. Buradan sizin aracılığınızla bir kez daha belirtiyorum, bu tür programlar bir dakika bile olmamalıdır.
KARAKAŞ: AHDE VEFAYI ÖNESEDİĞİNİZİ BİLİYORUM. SANATÇI DOSTLARINIZLA BU ANLAMDA NE GİBİ BİR BAĞINIZ VARDIR? NELER YAPIYORSUNUZ?
Sanat dünyasında İzzet Altınmeşe, Belkıs Akkale, Bedri Ayseli, Hüsamettin Subaşı ve adını sayamadığım birçok arkadaşımızla görüşüyoruz. Müzik üzerine, türküler üzerine, geçmişle bugün üzerine zaman zaman sohbetlerde bulunuyoruz. Varsa bizleri ilgilendiren konularda istişarelerde bulunuyoruz. Benim çocuklarım benden fazla İzzet Altınmeşe'den çekinirler. Onun çocukları da benden çekinirler. Bu derecede aramızda bir iletişim ve dostluk bağı bulunuyor. Mesleki manada birbirlerimize danışırız. Bugün Belkıs bacım bana Selahattin gel bir parçada düet yapalım hemen giderim. Ahde vefayı önemsiyorum.
KARAKAŞ: MÜZİK, TÜRKÜ HAYATINIZDA, KEŞKE DEDİKLERİNİZ VEYA PİŞMANLIKLARINIZ VAR MI? NE DEĞİŞİRDİ?
Keşke bu aklım, sanata başladığım yıllarda olsaydı derim. Çok değişirdi. Müzik hayatımız daha farklı olurdu. Daha da üretken olabilirdim. Maddi manevi çok daha farklı olurdu.
KARAKAŞ: BİR MÜZİK YADA TÜRKÜ OKULU AÇMAYI DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Müzik yada türkü okulu değil de ilk defa size açıklıyorum, bir ilkokul açmayı düşünüyorum. Bu anlamda çalışmalarımız vardır. Nasip olursa başarırız diyoruz.
KARAKAŞ: TEKNOLOJİ MESLEĞİNEZE NE KATIYOR YÂDA NELER KAYBETTİRİYOR?
Fazla medeniyet insan aleyhinedir. Yani fazla teknoloji diyelim. Yaradan İnşallah bugünleri aratmaz. Çünkü bakıyorsun bardak şurada duruyor, insanlar eğilip onu almaya dahi üşeniyorlar. Bakınız ben Su sattım, Karpuz-Kavun sattım, 25 kuruşa ayakkabı boyacılığı yaptım. Hele ki yapmışım diyorum. Niye hayatı öğrenmişim. Bir odun sobası nasıl yakılır şimdiki çocuklar bilmez. Çünkü ellerinde sürekli teknoloji var. Teknoloji de olsun da biraz hayatın kendisini öğrenmek lazım. 24 saat teknoloji başında geçmemelidir.
KARAKAŞ: TÜRKİYE'DE SANATÇILARIN DEĞERİ YETERİNCE BİLİNİYOR MU?
DEĞERLENDİRMENİZ NEDİR?

Hayır, Türkiye'de sanatçıların değeri yeterince bilinmiyor. Bilen var mı elbette ki var. Harbi konuşuyorum, en kaliteli bir soru yönelttiniz bana. Nice sanatçılar biliyoruz ki, cenazelerini belediyeler kaldırıyor. Nicelerini biliyoruz ki Darülaceze'de yatıyorlar.
KARAKAŞ: SON OLARAK RÖPORTAJIMIZI SİZİN YEŞİLÇAM SAYFANIZLA BİTİRMEK İSTİYORUM. OKUYUCULARIMIZA ANLATIRMISINIZ, HEM SAHNE MÜZİK HAYATINIZ HEM DE SİNEMA HAYATINIZ VAR… İKİSİNİ BİR ARADA NASIL GÖTÜRDÜNÜZ? AYRICA KAÇ TANE FİLMİNİZ VAR? BİR DE YENİ FİLM TEKLİFLERİ VAR MI?
Hani derler ya işi olmayana kız vermezler diye. O dönemler de halk müziği okuyanlara film piyasası daha açıktı. Teklif üzerine teklifler geliyordu. Her iki sayfamı da en iyi şekilde yazdığıma inanıyorum. 9 tane film yaptım.
İlk defa yine size açıklıyorum, bu aralar çok önemli bir filmde baba rolü teklifi geldi. Dedim ki nerden benim baba rolü falan ve kabul etmedim. Bu daha bir projeydi. Ama çok iyi bir film olursa neden olmasın derim. Şunun altını çizeyim kesinlikle görünmek için oynamam. Ve eskisinden çok daha iyi oynayacağıma inanıyorum.
Bu arada şahsımı ziyaret ederek bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Kalem Medya Grubu olarak sizlere Orhan Bey şahsınızda başarılar diliyorum.


Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer RÖPORTAJ Haberleri

Başlık Tarih
 
"GEZGİN ORHAN KURAL'I ANLATTI"28 Temmuz 2019
"YAŞARKEN DEĞER BİLİNMELİ"03 Temmuz 2019
Altınşehir'e Lukianos Parkı 14 Temmuz 2018
TÜM DÜNYA BİZİM SEÇİMLE İLGİLENİYOR18 Mayıs 2018
"NEMRUT TURİZMİ CANLANDIRILMALI"22 Şubat 2018
YILANCI: KÂHTA'DA HİZMET HAMLESİ BAŞLATACAĞIM07 Haziran 2018
"BİZ ASLA ETNİK KİMLİK ÜZERİNDEN SİYASET YAPMIYORUZ"15 Ocak 2018
"İL BAŞKANI OLACAKSIN DENİLDİ"05 Aralık 2017
“TÜTÜN KONUSUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÇABA VERİYORUZ”04 Aralık 2017
TÜTÜN AŞIMIZ EKMEĞİMİZDİR YASAKLAMAYIN20 Ekim 2017
SULU TARIM ŞART27 Haziran 2017
İSMAİL TÜRÜT: ÖMRÜM SİYASETTEN ÇEKTİ10 Aralık 2018
Özel Atak Lisesi Kurucu Müdürü Mustafa Yılmaz: ATAK'TA 7/24 SAAT EĞİTİM28 Şubat 2017
" Avrupa Birliği Ülkelerin İsteği Doğrultuda Makinelerle Üretim Yapıyoruz"27 Şubat 2017
İstanbul Bahçelievler Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit: İSTANBUL BAHÇELİEVLER YOĞUN GÖÇ ALDI23 Aralık 2016
"DİNLEYİCİNİN ALKIŞI BİZİM GIDAMIZDIR/ SHOW PROGRAMLARI PARA İÇİN ÇOĞALDI"23 Aralık 2016

NEMRUT DAĞI ANIT MEZARI AÇILSIN MI?

AÇILSIN
AÇILMASIN

Sonuçlar
Foto Galeri
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
..
KALEMMEDYA VİDEO
KALEMMEDYA VİDEO
ANASAYFA | KALEMMEDYA
CH